Röportaj

Hiper ve Foto Gerçekçi İşler

Ressam Emrah Akkayüz Röportajı
Röp: Ceren Bala Teke

Sanatçı M. Emrah Akkayüz ile resim sanatına nasıl başladığı, sanat yolculuğu, etkilendiği akım ve sanatçılar, duvar yazıları, sergileri ve sanatın ne olduğuna dair düşüncelerini bizlerle paylaştığı oldukça keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

Emrah Akkayüz kimdir? Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Aslen Malatyalıyım. 2010 yılında İnönü Üniversitesi Resim-iş öğretmenliği bölümünden mezun oldum. 2019 yılında Mersin Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Resim Anasanat Dalında yüksek lisans eğitimimi tamamladım. 2019 Ekim ayından beri Eskişehir’de yaşıyor ve üretiyorum.

Sanatla ilişkiniz nasıl başladı? Sizi resim sanatına yönlendiren ne oldu?

Çocukken kendimi ifade edebildiğim tek şeydi resim yapmak. İlkokul 5. Sınıfta Türkiye geneli yapılan bir yarışmadan ödül almıştım onun mutluluğu yeni tanıştığım bir histi benim için. Hani hayatınızda mükemmel bir an yakalarsınız, ona tutunursunuz ve onu tekrar tekrar hatırlamak istersiniz ama gittikçe kaybolur, o anı yeniden yaşamak istersiniz ya; işte, benimde devam etmemi sağlayan bu duyguydu. Ortaokul ve lise boyunca resim yapmayı hiç bırakmadım daha sonra bunun hayatımın merkezinde olması gerektiğine karar verdim. 2006 yılında lisans eğitimime başladım. Bu alanda eğitim alırken ilk karşılaştığınız kişilerin (hocaların) çok önemli olduğunu düşünüyorum ve ben bu konuda çok şanslıydım.

Bir ressam olarak etkilendiğiniz sanatçı(lar) var mı?

Takip ettiğim, işlerini severek izlediğim Türk ve yabancı sanatçılar var ama açıkçası çok değil. Sanat eğitimime yeni başladığım dönemler Caravaggio, Rembrandt, Velazquez, Caspar David Friedrich gibi ressamların resimlerinden etkilendim. Bu dönem dönem değişiyor tabii. Günümüzde ise Chuck Close, Gerhard Richter, Anselm Kiefer gibi sanatçılar ile hipergerçekçi ve fotogerçekçi çalışmalar ilgimi çekiyor.

 

“Hemen her şeyi kaydediyor, fotoğraflıyor daha sonrada kafamdaki düşünceye uygun imgeleri bir araya getiriyorum”

 

Resimlerinizin konusunu seçerken yararlandığınız kaynaklar oluyor mu? Temalarınızı nasıl oluşturuyorsunuz?

Duvar resimleri, figür, portre ve peyzajlardan oluşan bir fotoğraf arşivim var. Aslında ilgimi çeken ne varsa, bir çalışmada kullanabileceğimi düşündüğüm hemen her şeyi kaydediyor, fotoğraflıyor daha sonrada kafamdaki düşünceye uygun imgeleri bir araya getiriyorum. Eskizlerimi dijital ortamda hazırlıyorum –ki bu bana daha fazla deneme yapma olanağı sağlıyor. 2013 yılında başladığım ve “Katmanlar” başlığı altında ürettiğim işleri tuval üzerine yağlı boya ve dekota üzerine dijital baskıyla oluşturduğum “Melez işler” olarak tanımlayabilirim. Hala devam ettiğim bir seri. Yaklaşık dört yıldan beri de duvarlar, duvar yazıları ve insan meselesi üzerinden bir takım işler üretiyorum. Duvara yazı yazma davranışının en basit haliyle kişinin yaşamakta olduğu yerle aidiyet kurma, iz bırakma, bir şeyler söyleme veya işaret etme gibi amaçlara hizmet ettiği söylenebilir. Duvarlar kent yaşamındaki yansımalarımız, yaşama dair ne varsa bunların aktarıldığı belleklerdir. Bu yönüyle ilgimi çekiyor. Bu seride daha çok izleyiciye sırt çevirmiş, bazen de izleyiciye sorgulayan gözlerle bakan tepkisiz gibi görünen figürler yer alıyor. Resim yaparken genellikle yağlı boya kullanıyorum. Duvarlar başlığı altında oluşturduğum çalışmalarda, duvar dokusunu oluştururken daha önce fotoğrafladığım bir kareden ya da zihinsel olarak tasarladığım bir modelden yola çıkarak tuval üzerinde yeni bir duvar simülasyonu yaratıyorum diyebilirim.

 

“Disiplin ve çok çalışmaya inanıyorum”

 

Resim sanatı sonradan öğrenilecek bir şey midir? Yoksa yetenek mi ön planda?

Yetenek kesinlikle çok önemli ama yetenekte tek başına yeterli olmayabilir. Sanat eğitimi almanın kişinin yaratıcı bir kimlik kazanmasında önemli bir etkisi var. Öncelikle yaptığınız işi sevmeniz bu işe inanmanız ve saygı duymanız gerek. Sanatçı olmak için sanat eğitimine gerek var mıdır? Ya da sanat eğitimi alan herkes sanatçı mıdır? Orası tartışılır. Tanıdığım sanat eğitimi almamış ama çok başarılı yetenekli ve algısı yüksek sanatçılar var. Ben disiplin ve çok çalışmaya inanıyorum.

Resimlerinizin tanıtımını nerede ve nasıl yapıyorsunuz? Faydalı oluyor mu?

Instagram hesabımda paylaşıyorum. Bu şekilde iletişim kurduğum, tanıştığım sanatçı arkadaşlarım var. Genellikle sosyal medyadan iletişim halindeyiz.

Bellek-İz adlı ilk kişisel serginizden bahseder misiniz?

Çok keyifliydi. İlk kişisel sergimi 2014-2019 yılları arasında ürettiğim resimlerle yaptım. Aldığım tepkiler çok güzeldi. İzleyicinin resimle birebir ilişki kuruyor olması ve sorular sorması resmin üzerine düşünmesi benim için çok değerli.

Emrah Akkayüz sanatı ve sanatçıyı nasıl tanımlar?

Sanatın ne olduğu sorusunu cevaplamak için günümüze kadar üretilen sanat pratiklerini kapsayan bir tanım oluşturmak gerekir. Böyle bir tanımlama yapamam çünkü sürekli değişen, insana ait estetik ve bilgi içeren çeşitliliğe açık bir alan. Bu yüzden doğrudan sanat şudur veya bu değildir diye tanımlamak yanlış olur. Sanat, en genel tanımıyla evrensel bir dildir. Sanatçının bunun taşıyıcısı bunu aktaran kişi olduğu söylenebilir. Sanatçı izleyiciyle bu iletişimi, ürettiği yapıt üzerinden sağlar. Sanat yapıtı sanatçı ve izleyici arasındaki bağdır.

 

“Doğru olduğunu düşündüğüm yolda gerçekten inandığım işler yapıyorum”

 

Kişisel olarak benim de çok etkilendiğim Göç ve Kadın adlı eserinizin oluşum serüveninden bahseder misiniz?

“Bir kadın olarak, ülkem yok. Bir kadın olarak, bir ülkem olsun istemiyorum. Bir kadın olarak bütün dünya benim ülkem.” yok diyor Virginia Woolf. Savaşın, zorunlu göçün ana sebeplerinden biri olduğu söylenebilir. Savaşta aktif olarak rolü olamamasına rağmen bu durumdan en çok olumsuz etkilenen yine kadınlardır. Bu resimde izleyiciye sırt çevirmiş bir kadın figürü görülmektedir. Yüzünü dönmüş olduğu duvardaki imgeler ve yazı, sol taraftaki yanmış gibi görünen koyu alan şiddetle ilgili çağrışımda bulunurken, resimdeki kadının izleyiciye sırt dönmüş olması bize (izleyiciye) karşı bir tepki olarak anlamlandırılabilir. Resmin merkezinde yer alan kısa saçlı kadın figürü, maruz kaldığı duruma karşı güçlü duruşun ve direnişin sembolüdür.

Çağdaş resim sanatında kendi eserlerinizi nerede görüyorsunuz?

Sanat piyasası içerisinde var olmanızın iyi işler üretiyor olmanızla ilgisi yok artık vasat işler üretseniz de sizi destekleyen birilerinin olması veya spekülasyon yaratmak sizi piyasa içerisinde var edebilir. Buradaki “spekülasyon” sözcüğünü her zaman olumsuz anlamda kullanmamak gerek tabii, yaptığınız çalışma biçim veya içerik anlamında çok dikkat çekici nitelikli bir şey de olabilir. Fakat bunun genellikle suistimal edildiğini düşünüyorum. Bence sistemi tamamen sanatçıların belirlediğini ve yönlendirdiğini söylemek çok zor. Hatta piyasanın sanatçıyı yönlendirdiği düşüncesi daha ağır basıyor. İlgilenilen konu nitelikten ziyade nicelik, kaç sergi yaptığınız, kaç paraya resim sattığınız.

Sanat piyasasında iyi satış yapan resimlerin hepsinin iyi resimler olduğunu söyleyebilir miyiz?

Bence sanat piyasasında bir modalaşma söz konusu ne iyi satıyorsa oraya doğru bir yönelim oluyor ve birbirine benzeyen bir sürü çalışma türemeye başlıyor. Buna uyum sağlayan piyasanın istediği işler üreten çok fazla sanatçı var. Ben bu gibi durumların dışında durmaya gayret gösteriyorum inandığım kendimce doğru olduğunu düşündüğüm yolda gerçekten inandığım işler yapıyorum.

 

“Günlük temel ihtiyaçlarımız neyse, resim yapmak ta öyle benim için öyle”

 

Pandemi’de evde nasıl zaman geçti, geçiyor?

Bu olağandışı bir durum tüm dünyada yaşanan bir yavaşlama, ama bunun olumlu tarafları da oldu tabii. Doğanın kendini yenileme fırsatı oldu ve kısa sürede olsa nefes aldı belki… Benim açımdan pek değişen bir şey olmadı. Yine bu süreç içerisinde üretmeye devam ettim. Günde ortalama 8 saat resmin başındayım bazen daha da uzun saatler kalabiliyorum. Kullandığım teknik bunu gerektiriyor. Bunu bir iş yapar gibi yapmıyorum günlük temel ihtiyaçlarımız neyse, resim yapmak ta benim için öyle. Kısa süre de olsa resim yapamadığım dönemler oluyor yıl içerisinde belki birkaç hafta en fazla bir ay, o süre içinde de yeni fikirler ürettiğim dinlendiğim zamanlar, pek sosyal hayatım yok yani…

Sizce yaşanan korona virüs sürecinin sanat etkisi nasıl olur? Sanat alanında bambaşka deneyimlere kapı aralayabilir mi bu süreç?

Pandemi sonrası sanat ortamının eski haline döneceğini hatta daha hareketli olacağını düşünüyorum. Tabii belirsiz bir durum bu, yaşayıp göreceğiz. Dijital sanat ortamının ivme kazanması ve bu süreçte yapılan sanal sergiler elbette güzel ama sanat yapıtıyla birebir iletişim kurmakla bir olmuyor tabii.

Yakın zamanda gerçekleştirmeyi düşündüğünüz yeni proje veya sergileriniz var mı?

Üç farklı şehirde karma sergi planımız vardı fakat pandemi süreci bunu ertelemiş oldu. Eylül veya Ekim ayında Eskişehir’de ikinci kişisel sergimi yapmayı planlıyorum.

Son olarak neler söylemek istersiniz?

Bu keyifli röportaj için sizlere çok teşekkür ediyor. Pandemi sürecinin bir an evvel son bulmasını diliyorum.

 

Editör

Elçin ULUSOY

Related posts
BlogLifestyleRöportaj

Adım Adım ilkbahar

Bu ay sayfamızın konuğu genç ve kariyerinde oldukça başarılı adımlar atan Psikolog/Yazar…
Read more
LifestyleRöportaj

Müzik işim değil aşkımdır...

‘Turizm Otelcilik Bölümünü bitirdim. Müzik kariyerimde üniversitede başladı. Ben aslında…
Read more
LifestyleRöportaj

Sanatçı zamansız ve yaşsızdır

‘Bu Ne Dünya’ ve ‘Yalan’ şarkılarıyla tanınan ve 45 yıldır müzik hayatındaki yerini…
Read more
E-Bülten
Güncel magazin haberlerinden ilk sizin haberiniz olsun!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.