BlogRöportaj

Koleksiyonerlik ruhumda var

Bu sefer özel bir röportaj ile Motto severlere konuk oluyorum. Kıymetli arkadaşım, aile dostumuz ve doktorumuz, ülkenin önde gelen genel cerrahlarından sevgili İhsan Oruk Hocam bize evini açtı ve gerçekten efsanevi boyutta olan tespih koleksiyonunun ayrıntılarını bizlerle paylaştı. Ne parçalar var… Benim gerçekten aklım durdu. Buyurun ayrıntılara.

Bir tespih koleksiyonunun varlığı bütün Eskişehir tarafından biliniyordu ancak akıl almayacak boyutta bir koleksiyonla karşılaştım. Nasıl başladı bu merakın?

Tespihi Anadolu erkeklerinin kullandığı, külhanbeyi kültürüne ait bir unsur olarak biliriz. Birçoğumuz elimizde dolaştırmak için sallarız. Dini vecibelerden sonra kullanırız. Ama tespihin gerçek tarihine baktığımızda İslam’dan önce de mevcut olan Budizm’den beri gelen bir kültür olduğunu görüyoruz. Gerçeğine baktığımızda aslında tüm dinler Allah’ın emirlerinin topluma yayılması üzerine gelmiştir. Sonradan bozulduğu için yeniden güncelleniyor. Ama temelindeki meselelere baktığımızda temeli aynı. Sosyal yaşam kuralları üzerine tüm kurallar değişmiyor. İbadet ile ilgili kurallar değişmiyor. İnsana, kadına, topluma, bireye saygı var ve bu değişmiyor. Bunların içinde hiç değişmeyen kültürlerden birisi de tespihtir. Tespih Allah’ı anmaktır. Allah’ın varlığını hissetmek için yapılan bir ritüeldir. Her işlemde, her olayda bir ritüel vardır. Dinin de vardır. Her dinde belli tılsımlar ve sayılar vardır. O sayıları atlamamak için bazı materyallerle sayarız. Dininize göre yaptığınız her ibadette çekersiniz. Bu aslında ruhu arındırmaktır. Bu yüzden çok önemlidir. Tespihi külhanbeyi gibi sallayamazsınız. Ruhu arındırmak için ibadetinizi yaparken bunu hissederek çekmelisiniz.

 

Tespihe düşkünlüğün zaten vardı…

Ben hiperaktif biriyim. Çocukluğumdan beri elim rahat durmaz. İlk tespihimi ders çalışırken yüzümle çok oynardım. Babam yeter deyip elime teşbih vermişti. Çocukken bile tespihim vardı. Benim zaten koleksiyonerlik ruhumda var. Orta okulda da pul koleksiyonum vardı. Eskişehir’de mesleki anlamda çok fazla insanla beraber olduk. Üniversiteden hocam Selahattin Bey’in tespih merakını biliyordum. Bir gün beni evine davet etti. Evine gittiğimde tespihlerini gördüğümde sanat ruhum kaynamaya başladı. Sonrasında Bursa’ya gitmiştim, oradaki tespihçilere girdim. Gezerken koleksiyonumun ilk parçası olan kuka tespihimi edindim.

 

Koleksiyonun özellikleri nelerdir?

Tespih deyince herkes basit bir şey sanıyor çünkü eskiden tespih seyyar tezgahlarda satılırdı. Günlük kullanım için olanlar plastik gibi basit materyallerden üretiliyor. Halkımızın bildikleri bu endüstriyel tespihler. Bunlar benim ilgi alanım değiller. Nasıl ki bir tablonun malzemesi değil, kim tarafından yapıldığı önemliyse tespih de öyledir. Tespihin materyali çok iyi olacak,  sanatçı iyi olacak ve sanatsal boyutu olacak. Bazen bunlar tek tek de olabilir, ama bu üçünün birleşimi olduğunda tadından yenmez.

Sendekiler öyle galiba?

Şu anda sanatsal olarak baktığımızda işlemeli tespihte en büyük koleksiyon bende.

 

Bu paha biçilemez bir koleksiyon…

Materyalleri sınıflandırdığımızda gruplara ayırıyorum. Bir ahşap, kehribar, kemik diş gibi hayvansal malzemelerden yapılanlar bir de endüstriyel gruplar var. Endüstriyel gruplar kehribarın sonradan oluşan versiyonları ve çeşitli taşlardan oluşur. Bunların en değerli kısmı Osmanlı sıkması dediğimiz eski tarz olanlar. Almanya’daki bir fabrikada üretiliyordu. İkinci Dünya Savaşı’nda fabrika patladığı için formül kayboldu. Bu fabrikanın yaptığı plakalar ve bunlardan yapılan tespihler hala piyasada dolaşıyor. Onlardan yapılan tespihler de kehribar kadar değerlidir. Sonradan yapılan formaldehitler her ne kadar benzemeye çalışsa da onlar kadar tat vermiyor. Bunların bir özelliği de belli bir süre geçtikçe hava ile temas sonucunda bordomsu ve çok tatlı bir renk almaları. Tüm bunların dışında altından yapılmış, pırlantadan yapılmış tespihlerim de var.

 

İçlerinde manevi değeri olanlar illa ki vardır. En özeli hangisi?

Bir tanesi dedemin bana hediyesi. Onun yeri çok başka. Bir tespihim de çok sevdiğim bir dostumdan hediyedir. Bunlarda materyallerden çok hatıralar önemli. O tespihe bakarken o dostu hatırlıyorsam, kıymetli olması için yeterlidir zaten.

 

Sen hediye ediyor musun?

Ben hediyeleştiğim zaman tespih hediye ederim. Karşı taraf tespihten anlıyor ve sanatsal boyutunu biliyorsa tabii. Eskiden çok daha fazla hediye ederdim ama sanatsal boyutu olan değerli tespihler verdiğimde ve basit bir tespih gibi değerlendirildiğinde üzücü oluyor.

‘Oltu taşı olanı tutmaya bile kıyamıyorum’ dedin…

Oltu kömürdür. Bu büyüklükte kayayı bulmak da çok zor. 15 santimetrelik imameyi bulmak için bir yıl parça aradık. İşlenmesi de çok zor. Ustanın bunu yapması ve nakış işlemesi çok zor. Bu yüzden tutmaya bile kıyamıyorum.

 

Bu bahsettiğin özel ustalar nerelerdeler?

Türkiye’nin her yerindeler. Çok özel tespih ustalarımız var. Dünyadaki en büyük, en iyi ustalara sahibiz. Sanatsal boyutta çok iyiler. Zaten bu işi yapabiliyor olmak için hem tespihleri hem de sanatı çok seviyor olmanız lazım. Ancak o zaman gözünüzün nurunu akıtabilirsiniz buna.

 

İşlemeli tespih grubunda Türkiye’deki en büyük koleksiyoner sizsiniz. Koleksiyonerlerin sayısı çok mu?

Türkiye’de benim dışımda da çok özel koleksiyonerler var.

 

Aranızda alışveriş oluyor mu?

Çok olmuyor. Bendeki eserlerden kimsede yok. Diğer koleksiyonerlerinki de bende yok. Bir tespih üzerinde çalışırken ustamdan o anki ruh haline göre işlemesini isterim. Desenler ya da materyaller ile ilgili ustalarımla konuşur, nakkaşıma verir, çalışma yaptırırım. Bu bağlamda bu sanatın gelişiminde ustalar çok kıymetli insanlar.

Bu arada hayvansal grup tespihlerin üretiminde asla hayvanlara zarar verilmiyor. Örneğin; fildişi bir tespih için daha önceden zaten üretimi yapılmış materyalleri alıp dönüştürüyoruz. Gidip bir file asla zarar vermiyoruz. Ben zaten hayvansever biriyim ve hayvanların katledilmesine aşırı derecede karşıyım. Tespih için hayvanlara zarar gelmesine asla izin vermem. Bunun yerine mevcut materyallerden elde etmeye çalışıyoruz.

 

Evinize girince de sanat düşkünü olduğunuz fark ediliyor. Karşıda gördüğümüz tablo nedir?

Kabe’nin örtüsü. Hac zamanında Kabe’nin örtüsü değiştirilir. Bu örtüler sonrasında dağıtılıyor. Kolaylıkla sahip olunacak bir parça değil. Biz de dostumuz aracılıyla bunu edindik. Üç metrelik bir kumaş.

 

Bir tespih koleksiyoneri olarak okuyucularımıza neler söylemek istersiniz?

Tespihi basit bir tespih olarak değerlendirmelerini istemiyorum. Bu bir kültür. Türk sanatının en önde gelen dallarından birisi. Maalesef unutulmaya yüz tutmuştu. Şimdilerde tekrar canlanmaya başladı.

 

Röportaj: Zeynep YALÇIN
Fotoğraflar: Onur ÇAVUŞOĞLU

Related posts
BlogLifestyleRöportaj

Adım Adım ilkbahar

Bu ay sayfamızın konuğu genç ve kariyerinde oldukça başarılı adımlar atan Psikolog/Yazar…
Read more
LifestyleRöportaj

Müzik işim değil aşkımdır...

‘Turizm Otelcilik Bölümünü bitirdim. Müzik kariyerimde üniversitede başladı. Ben aslında…
Read more
LifestyleRöportaj

Sanatçı zamansız ve yaşsızdır

‘Bu Ne Dünya’ ve ‘Yalan’ şarkılarıyla tanınan ve 45 yıldır müzik hayatındaki yerini…
Read more
E-Bülten
Güncel magazin haberlerinden ilk sizin haberiniz olsun!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.